Hi, How Can We Help You?

Author Archives: Caner Tanrıverdi

Mart 29, 2022

 

Destek verdiğim bir diğer alan da antrenörlerdir. Antrenörler bir takımın lideri
pozisyonundaki kişilerdir. Bu nedenle antrenörlerimizin liderlik tarzları ve özellikleri
hakkında destek almaları onların işini çok ama çok kolaylaştıracaktır. Liderlik yeteneklerini
geliştiren antrenörlerin; iletişim, yaratıcılık ve duygu kontrolü gibi özellikleri edindikleri
gözlenmektedir. Spor psikologlarından destek alan antrenörler sporcularıyla ve sporcuların
aileleriyle çok daha az sorun yaşamaktadırlar.

 

Antrenörlerimizin kendilerini geliştirebilecekleri bir diğer konu ise hedef belirlemedir. Antrenörlerimiz çoğuz zaman sporcularını hedef belirlemeleri konusunda teşvik ederken, kendilerini hedef belirleme konusunu atlayabiliyorlar. Gelişimin birinci ve en kritik aşaması doğru bir durum analizi yapmaktır. Spor psikologları tarafından kullanılan performans profili çıkarma tekniği, kişinin kendisini değerlendirmesinin en kolay ve verimli yollarından biridir. Spor psikologları antrenörlere destek olurken, onlara performans profili tekniğini de uygulamalı olarak öğretirler. Bu sayede hem antrenörün kendini hem de sporcularını değerlendirmede yaşadığı sorunlar son bulur. İyi bir değerlendirme aşamasından sonra ortaya çıkan güçlü ve zayıf yönler doğrultusunda ise hedef belirleme çalışmasına geçilir. Spor psikologları bu aşamada ise doğru hedef belirleme stratejilerini antrenörlerimizle paylaşırlar. Hedefe doğru belirlemek ve doğru stratejiler kurarak süreci planlamak, hedefe ulaşma ihtimalini çok yükseltmektedir.

Bu açılardan bakıldığında kendini geliştirmek ve önce kendi hedeflerine ulaşıp sonra da  sporcularının hedeflerine ulaşmasında onlara destek olmak isteyen antrenörlerimize destek vermeye biz spor psikologları hazırız.

 

 

Mart 29, 2022

 

 

Spor psikoloğu Gözde Acaray sporculara verdiği desteğin yanında, sporcu ailesi olmakla ilgili
ailelere tutumları ve iletişim alanlarında destek vermektedir. Sporcu ailesi olmak başlı başına
zor bir iştir. Bir de bu sürecin içine çocuğunuz üstündeki başarılı olma ve geleceğini kurtarma
gibi baskılar eklenince işin için çıkmak çoğu zaman çok zorlaşır. Her anne baba, çocuğu için
iyi olanı yapmayı hedefler. Ne yazık ki zaman zaman bu istekle yola çıkılırken yolun sonunda
hem ailenin hem de çocuğun zarar gördüğü durumlar olabilir. Bu nedenle biz spor
psikologları özellikle küçük yaştaki çocukları spora başlayan ailelere destek oluruz. Bu destek
çerçevesinde ailelere çocuklarıyla nasıl iletişim kurmaları gerektiği, çocuklarının sportif ve
duygusal ihtiyaçlarının neler olduğu konularında aileleri bilgilendiririz.

 

Ailelerin sıkça yaptıkları hatalardan biri; çocuklarını arkadaşlarıyla karşılaştırmaktır.

Spor düzleminde bu karşılaştırmalar sportif başarı üzerinden yapılmaktadır.

Böyle bir durumda çocuğunuzun performans kaygısı istenmeyen derece yüksek seviyeler çıkabilir ve bir süre sonra sporu bırakmaya varan sonuçlar doğabilir. Bu gibi durumlarda uzmanlardan destek almak çocuğunuzu yaptığı sporda hem daha başarılı hem de daha mutlu olmasını sağlar. Sporcu ailelerinin zorluk çektiği bir diğer nokta da antrenörlerle iletişimdir. Çoğuz zaman aileler ile antrenörler arasında iletişim bozukluğu veya kopması yaşanabilmektedir. Bu iletişim sorunu da sporu çocuğun motivasyonunu olumsuz yönde etkilemektedir. Bu gibi kriz anlarında spor psikologları sporcu ailelerinin etkili iletişim kurma yeteneklerini geliştirerek antrenörlere nasıl ulaşılması gerektiği konusunda destek olmaktadırlar. Uzman bir spor psikoloğundan destek alan aileler; çocuklarının gelişimlerine ve spordaki başarılarına yatırım yapmış olurlar.

 

Mart 19, 2022

 

Çağımızda, spora başlama yaşı birçok spor dalında çok ufak yaşlara kadar inmiştir.
Yani çocukları üzerine çok küçük yaşlarda sorumluluklar alıp, bazen de üstlerinde
büyük baskılar hissetmektedirler. Spor psikologları olarak bizim görevimiz sadece
sporcuların performanslarını artırmak değil, aynı zamanda onların sporun yardımıyla
kişiliklerinin sağlıklı gelişmesini sağlamaktır. Aynı zamanda sporcu çocukların
kendilerine güvenli, hedef koyabilen ve bu hedefe ulaşabilecekleri stratejileri
geliştirip hayata geçirebilen birer birey olarak gelişmelerine yardımcı olmaktır.
Spor psikologları olarak, profesyonel veya amatör yetişkin sporcuların psikolojik
yeteneklerini geliştirmek ve bireysel stratejiler belirleyerek performansı çıkabilecek
en üst seviyeye çıkarılmasını sağlamak en önemli görevlerimizden bir diğeridir. Bu
sebeplerden dolayı, bizim gibi lisanslı spor psikologları tüm dünyada hem
altyapılarda hem de üst yapılarda görev almakta ve küçük çocuklardan dünya
şampiyonlarına kadar tüm sporculara destek vermekteyiz.

Sporcular bazen performansını düşüren unsurların fiziksel mi yoksa psikolojik mi
olduğunu anlamakta zorluk çekebilirler. Eğer sizin de böyle bir şikayetiniz varsa bu
ayrımı yapabilmeniz için aşağıdaki belirtilere göz atabilirsiniz. Eğer aşağıdaki
belirtilerden biri veya birkaçını yaşıyorsanız, spor psikoloğumuz Gözde Acaray ile bu
engelleri kaldırıp maksimum performansınıza ulaşabilirsiniz.

  1. Oyunlardan önce ya da yarışma sırasında çok fazla şüphe duyarsınız
    2. Antrenmanlarda yarışlardan veya maçlardan daha iyi performans sergilersiniz.
    3.Herhangi bir sakatlanma durumunda sakatlanmadan önceki performansınızı
    sergileyemezsiniz.
    4. Müsabakalarda aşırı stresli, panik ve kaygılı olursunuz.

5.Konsantrasyonunuz çok çabuk dağılır, geri toparlayamaz veya toparlamakta zorluk
çekersiniz.
6. Diğer insanlar sizi izlerken zor anlar yaşarsınız.
7. Takım arkadaşları ve antrenörlerle sık sık iletişim problemleri yaşıyorsanız.
8. Öfkenizi kontrol edemezseniz.

Mart 12, 2022

Mesleğini seven ve başarılı antrenörlerin; her bir sporcuyu ayrı ayrı anlamak ve
sporcunun ihtiyaçlarına göre egzersiz programı oluşturması gerekmektedir.
Antrenörlerin en çok zorlandıkları noktalardan biriyse, çalıştıkları sporcuların fiziksel
ve teknik özellikleri yeterli olmasına rağmen performans olarak düşük seviyelerde
kalmalarıdır. Çoğu zaman performansı düşüren faktörler psikolojiktir. Sporculara
psikolojik yetenekleri kazandırmak ise ayrı bir mesai ve ayrı bir uzmanlık
gerektirmektedir. Spor psikoloğu Gözde Acaray’dan destek alan bir antrenörün ise
sporcularına psikolojik yetenekler kazandırmada, sporcularla ve aileleriyle sağlıklı
iletişim kurmada ve takımına liderlik etmede kendini geliştireceği şüphesizdir.

Şubat 13, 2022

 

 

Hepimizin ilişkiden beklentileri farklıdır. Bu beklentiler; duygusal bağlılık kurmak, cinsel birliktelik yaşamak veya maddi refaha kavuşmak olabilir. İlişkideki memnuniyeti artırmak adına partnerinizin ihtiyaçlarını ve hassasiyetlerini anlamak gerekmektedir. Ortak olan bir beklenti söz konusu olacaksa değer görmek bunların başında gelir, kadın da erkek de ilişki içinde değer görmek ister. Değer görmediğimizi hissettiğimizde bir şekilde partnerimizin davranışlarını ya yargılarız ya da değiştirmeye çalışırız. Bunu da trip atmak, surat yapmak veya uzaklaşmak gibi yöntemlerle yaparız. Fakat erkekler ve kadınların bu konudaki algıları farklıdır; erkekler, eleştirildiğinde kendini başarısız ve değersiz hisseder ve bu onlarda ciddi stres yaratır bu ise erkekte ciddi bir sessizlik veya partnerden uzaklaşma ile sonuçlanır. Daha önce de belirttiğim üzere erkekte etkili yöntem takdir takdir takdir…

 

Partnerinizin beklemediğiniz şekilde sizden kaçtığını görebilirsiniz ve kendinizi kaçan kovalanır senaryosundaki kovalayan pozisyonda bulabilmenizde mümkün. Bu ise ilişki içindeki değersizlik algınızı daha da artırır ve özgüveninizi zedeleyebilir. Böylelikle yalnızca sizin kendinize değil etrafınızdaki insanlarında size duyduğu saygı azalmış olur.

 

Kaçan taraf ise severken neden uzaklaştığını anlayamaz ve kendini suçlayabilir ve bu da ilişkiden daha da soğumasına neden olur.

Bunu önlemek için yapmanız gereken şey aslında kendinizin ve partnerinizin alanına saygı duymak. Onun yalnız vakit geçirmesine izin verin ve siz de onsuz vakit geçirin. Unutmayın kendinize vakit ayırmanız, partnerinize ayırdığınız vakti de daha enerjik kılar.

Bir sonraki yazımda güçlü ve bağımsız kadınların ilişki yaşamada neden zorlandığını ele alacağım. Şimdilik iyi okumalar.

 

RÜMEYSA ŞAHİN

PSİKOLOG

Şubat 13, 2022

Sevgili anneler odak çocuk olunca işler biraz daha ciddileşiyor. Özelikle de’ Çocuk İhmali ve İstismarı’ gibi hassas konuda. Çocuklarınıza ev ortamında vereceğiniz eğitim oldukça önemlidir. Çocukların bu konu üzerinde farkındalık kazanması ve bilgilenmesinin yararlı olacağı kanısındayım.

Peki ebeveyn olarak neler yapabilirsiniz?

Çocuklarınızı evde desteklemek amacıyla ev ortamında nasıl eğitim verebilirsiniz?

 

 

DOKUNMA NEDİR? Dokunma dediğimde aklına ne geliyor? Çocuğunuza bu soruyu yönelterek fikrini sunmasına fırsat verin.

 

DOKUNMA KAÇA AYRILIR? Dokunma ikiye ayrılır.

 

1-İYİ DOKUNUŞ : Bizi rahatsız etmeyen dokunuşlardır. Olumsuz duygular barındırmaz tam tersi mutlu oluruz. Bu dokunmalar sonucu oluşabilecek duygular: mutluluk,huzur,güven,sevinç,heyecan vs.

ÖR: Annenin seni öpmesi, çok sevdiğin bir arkadaşını görüp sarılman, öğretmeninin aferin deyip başını okşaması gibi.

 

2-KÖTÜ DOKUNUŞ: Tanıdığın ya da tanımadığın kişi veya kişiler tarafından rahatsız edici dokunuşlardır. Olumsuz duygular barındırır. İstemediğimiz halde ve izin alınmadığı halde vücudumuza dokunulmasıdır.

ÖR: Kavga etmek,vurmak,itmek,saç çekmek ve özel bölgelerimize dokunulmasıdır.

Özel Bölgelerimiz Nelerdir? ‘Mayo giydiğimizde mayonun kapattığı kısımlarımız-görünmeyen bölgelerimiz.) Bu kısmı bir bebek üzerinde anlatırsanız somutlaştrıma yapmış olursunuz ve bilginin kalıcılığı artar.

*Ağız   *Göğsümüz   *Bacak aramız   *Kalçamız

 

KÖTÜ DOKUNUŞLARDA NE YAPMANIZ GEREK?

*BAĞIR. (Hatta yüksek ses ile bağırmasını isteyin)

*ÇEVREDEN YARDIM İSTE.

*SAKIN SIR SAKLAMA.(Bu madde de örnekler ile sır kelimesini açıklamanız gerekir.Ör: Birisi sana kötü dokundu ama bunun aramızda sır olarak kalacağını söyledi böyle bir durumda ne yapman gerekir? Sana hediye verdiğini ve bunun sır olarak kalmasını, kimseye söylememen gerektiğini söyledi ne yaparsın?)

*SENİ KORKUTUP TEHDİT EDEBİLİRLER İNANMA.

*OKULDA OLDUYSA SINIF ÖĞRETMENİNE YA DA REHBER ÖĞRETMENİNE ANLAT.

*MUTLAKA AİLENDEN BİRİNE VEYA GÜVENDİĞİN BİR YETİŞKİNE ANLAT.(Bu maddede güvenin ne olduğunu, ailesinde kimlere güvendiğini de konuşmalısınız.)

Çocuklarınıza yukarıdaki şekilde detaya çok fazla inmeden ev ortamında bilgi verebilirsiniz. Dikkat etmeniz konu bu eğitimi sürekli olarak değil de sene de bir defa vermeniz yeterli olacaktır. Aynı zamanda da  kısa kısa sohbetler içerisinde dile getirebilirsiniz.

 

GÜLSÜM BİLİCİ

PSİKOLOJİK DANIŞMAN & AİLE DANIŞMANI

Şubat 8, 2022

 

Kaygı, psikolojide insanın yaşadığı bir ruhsal durumu ifade eder. Genel anlamıyla kaygı herhangi bir tehlikenin korkusunun yansıması olarak insanda ortaya çıkan tedirginlik ya da akıl dışı korku durumu olarak da tanımlanabilir. Daha ayrıntılı tanımlamak gerekirse stres yaratan durumların oluşturduğu üzüntü, algılama ve gerginlik gibi hoş olmayan duygusal ve gözlenebilir tepkilerdir.

Kaygı bozuklukları günümüzde en çok rastlanan psikolojik rahatsızlıklardan biri olarak kabul edilir.  Günlük kullanımda korkulan, kaçınılan, sizi ele geçiren bir durum olarak kabul görüldüğü söylenebilir.  Kaygı çoğu zaman korku ile karıştırılabiliyor fakat birbiri ile farklı şeylerdir. Şöyle ki kaygı nesnesi olmadan, soyut şeylerden ötürü verilen tepkilerdir. Korku ise insan ya da bir olay olsun nesnesi bellidir.

Tehlikelere karşı kaygılanmak ve korkmak doğal bir tepkidir. Kaygı, günlük hayatta kişi için koruyucu bir işlev ve zorlayıcı yaşam olayları karşısında önlem alınmasını sağlarken, herhangi bir tetikleyici, yani kaygı nesnesi olmadığı durumda aynı sistem devreye girdiğinde kişi için yaşamını olumsuz yönde etkileyen bir hal almaya başladığını görüyoruz. Bu durum kişinin pek çok alanda sorun yaşamasına, hayatının zorlaşıp kısıtlanmasına neden olur.

Psikolojik dayanıklılık; yaşam olayları karşısında verilen tepki olarak kaygı belirtilerinin, kişilerde çeşitlilik göstermesiyle ve farklı şiddetle görülmesiyle ilişkilendirilebilecek değişkenlerden biri olan psikolojik dayanıklılık, kişinin zorlu yaşam olaylarına uyum sağlama ve bunlarla baş edebilme sürecidir.

Peki kaygı ile nasıl başa çıkabiliriz;

  • Yaşanan olumsuzlukları kabullenme, olumlu açıdan bakmaya çalışmak baş etme türünün en önemli yaklaşımıdır.

 

  • Problem odaklı baş etme olarak kişinin sorunu çözebileceğine inanması ve kaygı verici uyaranla bilinçli ve mantıklı bir şekilde müdahalede bulunmaya çalışması önemlidir.

 

  • Kişinin çevreyle etkin teması arttıkça, kendini daha olumlu algıladığı, kendine güveni ve geleceğe karşı umudunun arttığı, kişilerarası etkileşimdeki artışla ilişkili olarak sosyal becerilerinin iyileştiği görülür.

 

  • Bireyde kaygı yaratan durumlara karşı direnme ve bilişsel, duygusal ve davranışsal olarak dayanma, problemleri çözmek için çözüm yolları arama sürecidir. Başa çıkma yolunun, kişinin duygu durumunda ve ruhsal bozukluğun ortaya çıkmasında etkili olduğu görülmektedir.

 

 

Başa çıkma, kişinin içinde bulunduğu durumu psikolojik rahatsızlık boyutuna geçirmeden atlatması ya da psikolojik rahatsızlığa sahip kişinin bu durumu yoğun belirtiler yaşamadan iyileşme yolları araması açısından önemlidir.

                                                                                                                             

 Pelin ÇEÇEN

Psikolog

                                                                                                                              

Şubat 7, 2022

Kötümserlik mi iyimserlik midir bizde baskın olan ne dersiniz? Kendimizi bir yoklayalım,
çevremiz tarafından nasıl adledilebiliriz? Bizim için o Nilgün var ya Nilgün çok iyimserdir mi
diyorlar yoksa o yok mu o kötümserdir o mu? Siz dönüp bir bakın aynanıza, orada nasıl bir
tablo var? Size aynanız gülümsüyor mu yoksa yorgunluktan kızıyor mu? Belki de başka başka
duyguları sezeceksiniz aynanızda. Hadi dönüp hep beraber bir aynamıza bakalım.
İyimserlik ve kötümserlik gece ile gündüz gibi birbirlerine zıtlıklar olarak benzerler. Peki biz
günün gece kısmını mı yoksa gündüzleyini mi sevebiliyoruz? Ruhumuz karanlıkta mı yoksa
aydınlıklar gözümüzü mü alıyor? Belki de dünyadaki en kötümser kişinin bilgisayarından
çıkan kelimeleri okuyorsunuz şu an, kim bilir? Belki iyimserliği 7 cihana hüküm salmış bir
psikoterapistin elinden çıkan yazıları okuyamıyor olabilirsiniz, olsun canınız sağ olsun. Ben
iyimser olmayan bir terapist olarak bunları aktarabiliyorum ancak, sürç-ü lisan etti isem
affola.
Esenlikler diliyorum

 

NİLGÜN KURTGÜN

Psikolojik Danışman

Şubat 7, 2022

Merhabalar değerli okurlar. Bu ayki yazımızda disleksinin eğitimleri var mı, dislektik bireylere ne gibi
eğitimler verilir, verilen eğitimler gerçekten etkili midir ve eğitimlere ulaşmak kolay mıdır sorularını
sizler için cevaplayacağım.
En çok aldığım sorulardan bir tanesi ile yazımıza başlayalım. Disleksi hangi yaşlarda tespit edilir?
Disleksinin ilk tespiti okul öncesi dönemde yapılmaktadır. Okul Öncesi Disleksi testi (odist) ile tespit
edilebilmektedir. Bu dönem çocuklarının dislektik olup olmadıklarını tespit ettikten sonra disleksi ile
karşı karşıyaysak eğer çocuklarımızı uzman ellerle hazırlanmış okul öncesi disleksi müdahale
programlarına alırız. Çalışma süreleri çocukların gelişim seviyelerine ve ailelerin işbirlikçi
yaklaşımlarına göre değişiklik gösterebilmektedir. Erken dönemde verilen bu eğitimler ile çocuk okul
dönemini sorunsuz olarak geçirebilir ve hayatına daha sorunsuz olarak devam edebilir. Bu dönemde
tespit edilemeyen ilkokul ortaokul döneminde tespit edilen çocuklar için çok mu geç kaldık peki ?
İlkokulun ilk dönemlerinde çocuklar zorluklar yaşasalar da disleksi müdahale programları (dmp) ile
okul hayatlarında başarıyı yakalayabilirler. Aslında işin özü çocukların yaş ve gelişim seviyelerine
uygun zamanda uygun eğitimin verilmesidir. Peki verilen eğitimler ne kadar etkili ? Disleksi müdahale
programları disleksi konusunda yapılan yoğun araştırmalar sonucunda bilim insanlarımız tarafından
araştırılıp geliştirilmiş ve oluşturulmuş programlardır. Hazırlanan bu programlar disleksi eğitimi almış
uzmanlar eşliğinde çocuklara uygulanmaktadır. Bu süreçte ailenin işbirliği içinde olması görev ve
sorumluluklarını yerine getirmesi sürecin normal ve sorunsuz seyretmesini sağlarken ailenin katılım
sağlamadığı durumlarda daha yavaş ilerlemeler görülebilmektedir. Disleksi ile ilgili destekler için
sitemizden bilgi alabilirsiniz.

 

Uzman Özel Eğitim Öğretmeni

Şubat 7, 2022
Şubat 7, 2022

 

Her birimizin sahip olduğu birtakım değer yargıları; kendisi, diğerleri ve dünya ile ilgili olumlu ya da olumsuz kuralları, varsayımları, inançları vardır. Bunların büyük kısmı erken çocukluk yıllarında ebeveynlerin/bakım verenlerin tutumlarıyla, diğerleri de zaman içerisinde deneyimler sonucu kazanılır. Köpekten korkan bir ebeveynin çocuğunu köpeğe yaklaştırmaması ile çocuğun her zaman köpeklerden uzak durması ya da bir çocuğun kalorifere dokunduğunda elinin yanması ve bu hareketi tekrarlamaması öğrenme ile oluşan davranışlardır. Benzer şekilde “Dünya güvenilir/tehlikeli bir yerdir, İnsanlar çıkarcıdır/dürüsttür, Kimseye hayır demezsem herkes beni sever/ Yetersizim/ Başarılıyım” gibi varsayımlar da yaşantılardan çıkarılan sonuçlarla farkında olmaksızın oluşturulur. Gün içerisinde de bu inançlarla bağlantılı olarak aklımıza binlerce olumlu veya olumsuz düşünce gelir. Bunlar; duygularımızla birlikte karar alma süreçlerimiz, attığımız adımlar, olayları algılama şeklimiz ve verdiğimiz tepkiler; kısacası tüm davranışlarımız üzerinde belirleyici rol oynar.

Bu düşünce ve inançlar, bizi temkinli olmaya iterek bazı negatif durumlardan koruyabilir. Ancak kimi zaman da hayatımızı zorlaştıra bilen, işlevsel olmayan, bize fayda sağlamayan bilişler olarak tanımlanırlar. Fakat çoğunlukla bu fonksiyonel olmayan düşünce ve inançların farkında olmayız ve yine farkına varmadan doğruluklarını kabul ederiz. Uzmanlar tarafından farklı teknikler ve ölçekler yardımıyla saptanabilen bu bilişlerin varlığı sebebiyle kişisel yaşamımız, sosyal hayatımız, kişiler arası ilişkilerimiz, etkileşimlerimiz zedelenmeye başladığında; sorunlar çözümsüz kalıp içinden çıkamadığımız bir hal aldığında çeşitli semptomlar ortaya çıkabilmektedir. Örneğin bir kişinin okulda ya da herhangi bir işte üst üste yaşadığı başarısızlıklar, çocukluktan beri süregelen olumsuz inançlarını pekiştirerek zaman içerisinde onu öğrenilmiş çaresizliğe itebilmekte, bir şeyler için çabalamayı bırakmasına neden olabilmektedir. Bu da kişide depresif eğilimler gelişmesine yol açabilmektedir. Topluluk içerisinde insanların kendisiyle alay edeceğini düşünen birisi, kalabalık ortamlarda bulunmaktan kaçınabilir. Bu kaçınma en nihayetinde sosyal fobiye dönüşebilir. Ailesinin /arkadaşlarının kendisini anlamadığını ya da sevmediğini düşünen, onların her hareketini kendisine yönelik olumsuzluk olarak yorumlayan biri; zamanla onlardan tamamen uzaklaşabilir ve kendisini dış dünyadan soyutlayabilir. Yani aslında Epicetus’un söylediği gibi “Bizi olaylar değil, olaylara ilişkin düşüncelerimiz etkiler.” Başımıza gelenleri değerlendirme biçimimiz, davranışlarımızı belirlemektedir. Bu etkinin düzeyinin artması, psikopatolojilere sebep olabilir. Meydana gelebilecek daha büyük problemlerin önüne geçmek için düşüncelerin zararsız olduğunun farkında olarak zihnimizden akıp gitmesine izin vermek ve onları bastırmaya çalışmamak önemlidir. Öyle ki, takıntıları olan kişilerde gözlemlenen kompulsiyonlar, diğer durumlarda görülen kaçınma davranışları çoğunlukla bu bastırma ve kontrol çabasının ürünüdür.

 

Psikolog