Şubat 1, 2025

Günümüzde yaşamın getirdiği yoğun stres ve belirsizlik, ruh sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Çankaya psikolog hizmetleri sunan uzmanlarımız, bu zorluklarla başa çıkmanız için size destek sağlamak amacıyla burada. Hem bireysel hem de aile ve çift terapisi gibi alanlarda, deneyimli ekibimizle yanınızdayız.

Neden Çankaya Psikolog Tercih Etmelisiniz?

Modern yaşamın getirdiği sorunları aşabilmek için profesyonel destek almak çok önemlidir. Çankaya psikolog olarak sunduğumuz hizmetlerde öne çıkan bazı avantajlarımız şunlardır:

  • Kişiye Özel Yaklaşım: Her bireyin yaşam öyküsü ve sorunları farklıdır. Bu nedenle, danışanlarımızın ihtiyaçlarına göre özelleştirilmiş terapi planları sunuyoruz.
  • Gizlilik ve Güven: Terapilerimizde gizliliğe büyük önem veriyoruz. Güvenli bir ortamda, tüm sorunlarınızı paylaşabilir ve çözüm odaklı adımlar atabilirsiniz.
  • Modern ve Etkili Teknikler: Güncel psikoterapi yöntemlerini kullanarak, kalıcı çözümler üretiyoruz. Böylece, yaşam kalitenizi artırmayı hedefliyoruz.

Çankaya Psikolog ile Terapi Sürecimiz Nasıl İşliyor?

1. İlk Görüşme ve Sorun Analizi

İlk görüşmemizde, yaşadığınız sorunları detaylı olarak değerlendiriyoruz. Amacımız, size en uygun terapi yöntemini belirleyerek, süreç hakkında net bir yol haritası çizmek. Bu aşama, Çankaya psikolog hizmetlerimizin temel taşlarından biridir.

2. Bireysel ve Grup Terapileri

Danışanlarımızın ihtiyaçlarına göre, bireysel terapi seanslarının yanı sıra grup çalışmaları da düzenliyoruz. Çankaya psikolog olarak, özellikle bireysel terapide; stres, anksiyete ve kaygı gibi sorunlarla başa çıkma yolları üzerinde yoğunlaşıyoruz.

3. Süreklilik ve İlerleme Değerlendirmesi

Terapimiz, belirli aralıklarla yapılan seanslarla desteklenir. Her seans sonrası, ilerlemenizi değerlendirerek, gerekirse terapi planımızı güncelliyoruz. Böylece, Çankaya psikolog hizmetlerimizin etkinliğini sürekli kılmayı hedefliyoruz.

Bölgesel Odak ve Güncel Yaklaşımlar

Özellikle Ankara’da yaşayan bireylerin ruh sağlığını desteklemek amacıyla, Çankaya psikolog hizmetlerimizi yerel dinamiklere uygun hale getirdik. Ankara’nın yaşam tarzı, kültürel yapısı ve günlük stres kaynakları göz önünde bulundurularak hazırlanan programlarımız, güncel SEO trendleriyle uyumlu içerik stratejileriyle desteklenmektedir.

Ruh Sağlığınıza Yatırım Yapın

Yaşamın getirdiği zorlukları aşmak ve daha kaliteli bir yaşam sürmek için profesyonel destek almanın önemi büyüktür. Çankaya psikolog hizmetlerimiz, size bu yolda rehberlik edecek nitelikte. Uzman kadromuz ve kişiye özel terapi yaklaşımlarımızla, ruh sağlığınızı güçlendirmek ve yaşam kalitenizi artırmak için yanınızdayız.

Ruh sağlığınız için atacağınız bu önemli adımda, doğru destekle her şeyin mümkün olduğunu göreceksiniz. Daha fazla bilgi almak, randevu oluşturmak veya sorularınızı sormak için web sitemizi ziyaret edebilir, bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Aralık 25, 2024

Herkesin bir alanda güçlü olduğu bilinir, ancak bu güçlü yönlerin farkına varmak ve bunları en iyi şekilde geliştirmek her zaman kolay değildir. Yetenekler, genetik faktörlerle şekillenebileceği gibi, çevre, deneyimler ve öğrenme süreçleriyle de kazanılabilir. Ankara online psikolog ve yüz yüze terapi hizmetleri, bu süreçte bireylerin potansiyellerini keşfetmelerine ve geliştirmelerine rehberlik eder.

Uzman psikolog desteğiyle, yeteneklerinizi nasıl ortaya çıkarabileceğinizi ve bu becerilerin yaşamınıza nasıl katkı sağlayabileceğini öğrenebilirsiniz. Hem bireysel hem de profesyonel yaşamınızı dönüştürecek bir yolculuğa başlamak için ilk adımı atın.


Yetenek ve Psikolojinin Buluştuğu Nokta

Psikoloji, bireylerin doğal becerilerini anlamalarına ve bu becerileri geliştirmelerine yardımcı olan önemli bir bilim dalıdır. Yetenek psikolojisi, bireylerin doğuştan gelen veya sonradan kazandıkları becerileri analiz ederek, bu becerilerin nasıl etkin kullanılacağını öğretir.

Yetenek Türleri

  1. Doğuştan Gelen Yetenekler: Genetik olarak aktarılan ve bireyin doğal eğilimleriyle ortaya çıkan beceriler. Örneğin, güçlü bir müzik kulağı veya hızlı problem çözme yeteneği.
  2. Sonradan Kazanılan Yetenekler: Eğitim, deneyim ve pratik yoluyla kazanılan beceriler. Örneğin, bir spor dalında uzmanlaşmak veya yabancı dil öğrenmek.

Ankara Online Psikolog Hizmetleri ile Yeteneklerinizi Keşfedin

Modern yaşamın yoğun temposunda, birçok kişi için terapi merkezine gitmek zaman ve enerji kaybına yol açabilir. Ankara online psikolog hizmetleri, bireylere evlerinin konforunda yeteneklerini keşfetme ve geliştirme imkanı sunar.

Online Terapi Avantajları

  • Zaman ve Mekan Esnekliği: İstediğiniz yerden terapi seansı alabilirsiniz.
  • Gizlilik ve Güven: Rahat bir ortamda, kendinizi özgürce ifade etme fırsatı.
  • Daha Fazla Uzman Seçeneği: Ankara dışındaki uzmanlara da erişim imkanı.

Yüz Yüze Terapi Hizmetleri ile Daha Derin Bağlantılar

Bazı bireyler için yüz yüze görüşmeler, daha güçlü bir bağ kurmak ve derinlemesine bir süreç yaşamak için daha etkili olabilir. Ankara’daki ofisimizde, uzman psikologlarımızla birebir çalışarak yeteneklerinizi en iyi şekilde değerlendirebilirsiniz.


Yeteneklerinizi Geliştirmek İçin Psikolojik Destek Yöntemleri

1. Özgüven Artırma

Yeteneklerinizi etkili bir şekilde sergileyebilmek için özgüven hayati bir rol oynar. Özgüveninizi artırarak, potansiyelinizi daha rahat ortaya koyabilirsiniz.

2. Gerçekçi Hedefler Belirleme

Hedeflerinizi netleştirmek, yeteneklerinizi geliştirme yolunda size rehberlik eder. Psikolojik destekle, hedeflerinize yönelik bir yol haritası oluşturabilirsiniz.

3. Stres ve Kaygı Yönetimi

Başarısızlık korkusu veya stres, potansiyelinizi kısıtlayabilir. Stres yönetimi teknikleriyle bu engelleri aşabilir, yeteneklerinizi özgürce sergileyebilirsiniz.

4. Duygusal Zeka Geliştirme

Empati, liderlik ve iletişim becerilerinizi geliştirmek için duygusal zekanızı artırabilirsiniz. Bu süreç, hem kişisel hem de profesyonel yaşamınıza olumlu bir katkı sağlar.

5. Akış Deneyimi (Flow) ile Verimliliği Artırma

Yeteneklerinizi kullanırken “akış” durumuna geçmek, daha verimli ve tatmin edici bir süreç sunar. Akış, bireyin tam bir odaklanma içinde olduğu ve yeteneklerini en üst düzeyde sergilediği bir durumdur.


Yeteneklerinizi Geliştirmek Neden Önemlidir?

Yetenekleriniz, yaşamınızın her alanında sizi bir adım öne taşıyabilir. Geliştirdiğiniz becerilerle daha özgüvenli, daha üretken ve daha tatmin edici bir yaşam sürebilirsiniz. Kendinizi tanımak ve bu güçlü yanlarınızı ortaya çıkarmak, hem kişisel mutluluğunuzu hem de profesyonel başarınızı artırır.

Uzman desteğiyle bu sürece başlamanız, hedeflerinize daha hızlı ve etkili bir şekilde ulaşmanızı sağlar. Bu nedenle, Ankara’daki online ve yüz yüze terapi hizmetleri, bireylerin hayatlarında bir dönüşüm yaratmayı hedefler.


Yetenek mi Azim mi? Başarıya Giden Yolda Hangisi Daha Önemli?

Başarıya ulaşmada yıllardır süregelen bir tartışma: yetenek mi daha önemli yoksa azim mi? Doğuştan gelen bir yetenek, bireyin belirli bir alanda daha hızlı ilerlemesine yardımcı olabilir. Ancak araştırmalar, sürekli çaba gösteren, disiplinli bir şekilde çalışan ve zorluklar karşısında pes etmeyen bireylerin uzun vadede daha başarılı olduğunu ortaya koyuyor.

Azim, bireyin engelleri aşarak hedeflerine ulaşmasını sağlayan en önemli faktörlerden biridir. Yetenek, doğru yönlendirilmezse zamanla körelebilir, ancak azimle desteklenen bir yetenek başarıya dönüşebilir.

Yetenek ve Azim Dengesi

Başarının sırrı, doğuştan gelen yeteneklerin farkında olup bunları azimle geliştirmektir. Psikolojik destek, bireylerin bu dengeyi kurmasına yardımcı olabilir. Ankara online psikolog ve yüz yüze terapi hizmetlerimizle, hem yeteneklerinizi keşfetmenizi hem de azminizi artırarak hedeflerinize ulaşmanızı sağlıyoruz.

 

Yeteneklerinizi keşfetmek ve geliştirmek için doğru zaman şimdi! Ankara online psikolog ve yüz yüze terapi hizmetlerinden faydalanarak potansiyelinizi açığa çıkarabilir, yaşamınıza yeni bir yön verebilirsiniz.Potansiyelinizi ortaya çıkarmak için bizimle iletişime geçin ve hayatınızda pozitif bir değişim başlatın!

 

Aralık 25, 2024

Beyond Psikoloji’nin Uzman Psikologları ile Ankara Online Psikolog ve Online Terapi:

Ankara Online Psikolog ve Online Terapi: Günümüzün yoğun yaşam temposunda, iş hayatı, trafik ve günlük sorumluluklar arasında psikolojik destek almak zorlaşabiliyor. Özellikle Ankara gibi büyük şehirlerde, terapi merkezine gitmek zaman alıcı bir süreç haline gelebiliyor. Ancak, teknolojinin hayatımıza kattığı yenilikler sayesinde online terapi ve Ankara online psikolog hizmetleri, psikolojik destek almayı daha kolay, hızlı ve etkili hale getiriyor. Bu yazıda, online terapi hizmetlerinin avantajlarını, kimler için uygun olduğunu ve nasıl bir süreç sunduğunu keşfedeceksiniz.


Online Terapi Nedir ve Kimler İçin Uygundur?

Online terapi, internet üzerinden görüntülü konuşma, sesli arama veya yazılı mesajlaşma ile gerçekleştirilen bir psikoterapi yöntemidir. Bu hizmet, bireylerin coğrafi veya zamansal engelleri aşarak destek almasını sağlar. Özellikle yoğun çalışan bireyler, sosyal kaygı yaşayanlar ve evden çıkmakta zorlananlar için ideal bir seçenektir.

Online Terapi Kimler İçin Uygundur?

  • Yoğun Çalışanlar: İş temposu nedeniyle terapiye zaman ayıramayanlar için.
  • Evden Çıkamayanlar: Fiziksel engeller, sosyal fobi veya agorafobi gibi durumlarla mücadele eden bireyler için.
  • Öğrenciler: Eğitim veya sınav yoğunluğundan dolayı zaman sıkıntısı çeken öğrenciler için.
  • Ankara’da Ulaşım Sorunu Yaşayanlar: Trafikten dolayı terapiye ulaşmakta zorlanan bireyler için.

Ankara Online Psikolog ve Online Terapi:
Ankara’da Online Psikolog Hizmetlerinin Avantajları

1. Zaman ve Mekan Esnekliği

Ankara gibi büyük ve trafiği yoğun bir şehirde yaşıyorsanız, terapi merkezine gitmek zaman alıcı olabilir. Online psikolog hizmetleri sayesinde, bulunduğunuz herhangi bir yerden seans alabilir ve zamandan tasarruf edebilirsiniz.

2. Anonimlik ve Gizlilik

Online terapi, bireylere daha anonim bir destek ortamı sunar. Terapistinize kimse görmeden ulaşmanın rahatlığıyla gizliliğinizi koruyabilirsiniz.

3. Daha Geniş Uzman Ağı

Ankara’da ihtiyacınıza uygun bir psikolog bulmak zor olabilir. Online terapi ile farklı uzmanlık alanlarına sahip profesyonellere kolayca erişim sağlayabilirsiniz. Çocuk terapisi, çift terapisi veya travma sonrası stres bozukluğu gibi spesifik alanlarda uzmanlaşmış kişilerle çalışma fırsatı elde edersiniz.

4. Ekonomik Avantajlar

Yüz yüze terapi ile karşılaştırıldığında, online terapi, yol masrafları gibi ek maliyetleri ortadan kaldırarak daha ekonomik bir alternatif sunar.


Online Terapi Hizmeti Alırken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Uzmanlık ve Eğitim

Psikoloğunuzun alanında uzman, lisanslı ve deneyimli olduğundan emin olun. Eğitim bilgilerini ve uzmanlık alanlarını kontrol edin.

Güvenilir Platformlar

Online terapi sağlayan platformun gizliliğinize önem verdiğinden emin olun. Kişisel bilgilerinizin güvende olduğunu bilmek, terapi sürecini daha rahat geçirmenizi sağlar.

Deneme Seansı Yapın

İlk seansta, terapistinizle uyum sağlayıp sağlamadığınızı gözlemleyin. Kendinizi rahat hissetmiyorsanız, farklı bir uzmandan destek almayı düşünebilirsiniz.


Ankara Online Psikolog: Hayatınıza Erişilebilir Çözümler

Ankara’da yaşayan bireyler için online terapi hizmeti, modern yaşamın karmaşasını yönetmek için etkili bir destek sunar. Beyond Psikoloji olarak, bireysel ihtiyaçlarınıza yönelik çözümler sunuyoruz. Uzman kadromuzla, evinizin konforunda ve güvenle psikolojik destek alabilirsiniz.

Sunduğumuz Hizmetler:

  • Bireysel Terapi: Depresyon, kaygı bozuklukları, stres yönetimi.
  • Çift Terapisi: İlişki sorunları ve iletişim becerileri.
  • Kişisel Gelişim ve Koçluk: Hayat hedeflerinize ulaşma yolunda rehberlik.

Sık Sorulan Sorular (SSS)

  1. Online terapi nedir ve nasıl çalışır?
    Online terapi, internet üzerinden görüntülü konuşma, sesli arama veya yazılı mesajlaşma yoluyla verilen psikolojik destek hizmetidir. Terapistinizle dijital platformlar üzerinden güvenli bir şekilde iletişim kurabilirsiniz.
  2. Online psikolog ile yüz yüze terapi arasındaki farklar nelerdir?
    Online psikolog hizmeti, zamandan tasarruf sağlayarak evinizin konforunda destek almanızı sağlar. Yüz yüze terapiden farklı olarak, coğrafi engelleri ortadan kaldırır ve daha geniş bir uzman ağına erişim sunar.
  3. Ankara’da online psikolog hizmeti almak güvenli midir?
    Evet, güvenilir platformlar ve lisanslı uzmanlarla çalıştığınız sürece online psikolog hizmeti tamamen güvenlidir. Gizliliğinizi koruyan güvenlik protokollerine dikkat edebilirsiniz.
  4. Online terapi kimler için uygundur?
    Yoğun çalışan bireyler, sosyal kaygı yaşayanlar, öğrenciler veya ulaşım sorunları nedeniyle terapiye gidemeyen herkes için online terapi uygun bir alternatiftir.
  5. Online terapi seansı nasıl hazırlanır?
    Bir online terapi seansı için sessiz bir ortam hazırlayın, internet bağlantınızın iyi olduğundan emin olun ve görüşme sırasında kesintisiz bir deneyim için kameranızı ve mikrofonunuzu kontrol edin.
  6. Online terapi ücretleri ne kadar?
    Online terapi ücretleri, terapistin uzmanlık alanına, deneyimine ve seans süresine göre değişiklik gösterebilir. Ankara’da uygun fiyatlı online psikolog hizmetleri için uzmanlarımızla iletişime geçebilirsiniz.
  7. Online terapi hangi platformlar üzerinden yapılır?
    Online terapi genellikle Zoom, Google Meet veya Skype gibi güvenilir video konferans platformları üzerinden yapılmaktadır. Platform seçimi, terapist ve danışanın tercihlerine bağlıdır.

Ankara Online Psikolog ve Online Terapi:
Ankara Online Psikolog ve Online Terapi:


Online Terapi ile Hayatınızı Değiştirin

Zihinsel sağlığınıza yatırım yapmak için en doğru zaman şimdi. Ankara’da yaşıyorsanız, yoğun yaşam koşullarına rağmen psikolojik destek almanın kolay ve etkili bir yolunu arıyorsanız, Beyond Psikoloji’nin online terapi hizmetlerini tercih edebilirsiniz. Hemen randevu alın ve hayatınızda yeni bir sayfa açın.

Online terapi, modern çağın en ulaşılabilir psikolojik destek yöntemidir. Unutmayın, zihinsel sağlığınız, tüm yaşam kalitenizi etkiler.

Aralık 11, 2024

Moxo Dikkat testi: Dikkat, öğrenme ve günlük yaşamın her alanında kritik bir rol oynar. Ancak, modern yaşamın hızla değişen dinamikleri, dikkatimizi yönetmeyi zorlaştırabilir. Neyse ki, dikkat testi (MOXO) ve dikkat geliştirme seti gibi araçlar sayesinde, zihinsel sağlığınızı ve verimliliğinizi artırmanız mümkün. Beyond Psikoloji, bu alandaki uzmanlığı ile dikkat testleri ve gelişim setleri sunarak, bireylerin zihinsel performansını artırmak için etkili çözümler sağlıyor.

Dikkat Testi (MOXO) Nedir ve Nasıl Çalışır?

Dikkat testi (MOXO), dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan bireylerin dikkatlerini ölçen ve değerlendiren bir testtir. Bu test, görsel ve işitsel uyarılarla, bireylerin odaklanma, dikkat dağılma ve tepki sürelerini ölçmeyi amaçlar. MOXO dikkat testi, özellikle DEHB tanısı almak isteyen ya da dikkat bozukluğu yaşayan bireyler için önerilir.

MOXO testi, çeşitli yaş gruplarına uygun test modülleri ile dikkat becerilerini değerlendiren kapsamlı bir değerlendirme aracıdır. İşlem sırasında, kullanıcıların dikkatleri, zeka düzeylerine ve yaşlarına göre farklı parametrelerle ölçülür.

MOXO Dikkat Testi Faydaları:

  • DEHB tanısının belirlenmesi: MOXO testi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna dair tanı koymada yardımcı olabilir.
  • Dikkat becerilerinin geliştirilmesi: Test sonuçlarına göre kişiye özel geliştirme önerileri ile dikkat becerileri artırılabilir.
  • Kapsamlı değerlendirme: Görsel ve işitsel uyarılara tepki süreleri ölçülerek, dikkat ve odaklanma seviyeniz belirlenir.

Daha fazla bilgi almak için MOXO Dikkat Testi sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

Dikkat Geliştirme Seti (Hizmet) Nedir?

Dikkat geliştirme seti, bireylerin odaklanma ve dikkat sürelerini artırmak için kullanılan çeşitli zihinsel egzersizler içeren bir hizmet paketidir. Bu set, özellikle dikkat sorunları yaşayan kişilerin günlük yaşamlarını daha verimli hale getirmek için tasarlanmıştır. Dikkat geliştirme seti, belirli stratejiler ve aktivitelerle, kişilerin zihinsel dikkat seviyelerini artırmalarını sağlar.

Beyond Psikoloji olarak, kişiye özel dikkat geliştirme setleri sunuyoruz. Bu setler, çocuklar, gençler ve yetişkinler için çeşitli egzersizler içerir. Setin içerdiği stratejiler, zihinsel odaklanmayı geliştirmeye, dikkat eksikliğini azaltmaya ve zihinsel sağlığı iyileştirmeye yöneliktir.

Dikkat Geliştirme Seti Faydaları:

  • Daha uzun süre odaklanma: Egzersizler sayesinde, bireylerin dikkat süreleri artar.
  • Zihinsel verimlilik: Setin içerdiği çeşitli aktiviteler, zihinsel yorgunluğu azaltır ve verimliliği artırır.
  • Kişisel gelişim: Zihinsel dikkat, kişisel gelişim sürecinde önemli bir faktördür.

Dikkat Geliştirme Seti hakkında detaylı bilgi almak için hizmet sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.


Sık Sorulan Sorular (SSS)

1. Dikkat Testi (MOXO) kimler için uygundur?

MOXO testi, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) gibi durumları değerlendirmek isteyen her yaş grubundan birey için uygundur. Ayrıca, odaklanma sorunları yaşayan kişiler için de faydalıdır. Test, DEHB tanısı almayı bekleyen kişiler için en doğru değerlendirme aracıdır.

2. MOXO Dikkat Testi nasıl uygulanır?

MOXO testi, bilgisayar veya tablet üzerinden uygulanan dijital bir testtir. Test sırasında görsel ve işitsel uyarılar kullanılarak, test edilen kişinin dikkat seviyeleri ölçülür. Bu süreç genellikle 20-30 dakika sürer.

3. Dikkat Geliştirme Seti nasıl çalışır?

Dikkat geliştirme seti, zihinsel dikkat, hafıza ve odaklanma becerilerini geliştirmek için hazırlanmış çeşitli egzersizlerden oluşur. Bireyler, günlük olarak bu egzersizleri uygulayarak dikkatlerini artırabilir ve zihinsel becerilerini geliştirebilirler.

4. Dikkat Geliştirme Seti kimler için uygundur?

Dikkat geliştirme seti, dikkat sorunları yaşayan her yaş grubundan bireyler için uygundur. Çocuklar, gençler ve yetişkinler için farklı seviyelerde dikkat artırıcı egzersizler içerir.

5. Dikkat testi ve dikkat geliştirme seti nasıl bir fark yaratır?

Dikkat testi (MOXO), kişinin mevcut dikkat seviyesini değerlendirirken, dikkat geliştirme seti bu dikkat seviyesini artırmak için bireysel olarak uygulanabilen egzersizler sunar. İkisi bir arada kullanıldığında, dikkat sorunlarının çözülmesinde etkili bir yöntem sağlar.

6. Dikkat testi ve dikkat geliştirme setini birlikte kullanabilir miyim?

Evet, dikkat testi ve dikkat geliştirme seti birbirini tamamlayan iki önemli araçtır. MOXO testi, dikkat eksikliğinizi değerlendirirken, dikkat geliştirme seti, bu eksikliği gidermeye yönelik egzersizler sunar. İkisini bir arada kullanarak daha verimli sonuçlar elde edebilirsiniz.

7. Dikkat Testi (MOXO) ile hangi sonuçları elde edebilirim?

Dikkat testi, dikkat eksikliği, odaklanma zorlukları ve potansiyel DEHB durumlarını belirlemek için etkili bir araçtır. Ayrıca, testin sonuçlarına göre kişiye özel dikkat geliştirme planları önerilebilir.

8. Dikkat Geliştirme Seti nasıl bir etki yaratır?

Dikkat geliştirme seti, zihinsel sağlığınızı ve verimliliğinizi artırmaya yardımcı olur. Düzenli olarak kullanılan egzersizler, dikkatinizi daha uzun süre odaklamanızı sağlar ve günlük yaşamda daha verimli olmanıza yardımcı olur.

9. Dikkat Geliştirme Setini nasıl edinebilirim?

Beyond Psikoloji, kişiye özel dikkat geliştirme setleri sunmaktadır. Dikkat geliştirme setini temin etmek ve hizmet hakkında daha fazla bilgi almak için hizmet sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.


Dikkat testi ve dikkat geliştirme seti, dikkat eksikliği, odaklanma zorlukları ve DEHB gibi sorunlarla başa çıkmanın etkili yollarıdır. Beyond Psikoloji, bu alanlarda uzmanlaşmış hizmetler sunarak, bireylerin zihinsel sağlığını iyileştirmelerine yardımcı olur. Hem MOXO testi hem de dikkat geliştirme seti ile, dikkat becerilerinizi geliştirebilir ve daha verimli bir yaşam sürdürebilirsiniz.

Daha fazla bilgi almak ve hizmetlerimiz hakkında detaylı bilgi edinmek için bizimle iletişime geçin.

Ağustos 17, 2024
Ağustos 17, 2024

 

Su oksijenden sonra insan hayatında en önemli yere sahip olan maddedir. Her dönem olduğu yaz aylarında da su tüketimi oldukça önemlidir. Vücut içindeki sıvının korunabilmesi için günlük sıvı alımının sıvı kaybına eşit olması gerekmektedir.  Diğer mevsimlerden farklı olarak yaz aylarında vücut içindeki ısıyı koruyabilmek adına normalden daha sık terlemektedir.  Aşırı terlemeye bağlı olarak su kaybımız da artmaktadır. Bu terlemeden dolayı sıvı kaybımız da normalden fazla olmaktadır. Bu sebepten dolayı düzenli ve sürekli olarak su tüketmemiz gerekmektedir.  Su tüketimi için aşırı susma, ağız kuruluğu beklenmemelidir. Susuzluk hissettiğiniz an vücut su kaybını yaşamış olmaktadır.

Su Tüketiminin Vücut İçin Faydaları;

  • Vücut ısısını dengeler
  • Toksik maddelerin vücuttan atılmasını sağlar.
  • Besinlerin sindirilmesinde ve enerji dönüştürülmesinde önemli bir yere sahiptir.
  • Enerji seviyesini dengeler.
  • Ödemlerin atılmasını yardımcı olur.
  • Kilo kontrolünü sağlar.
  • Kasların dengesi ve eklemlerin hareketliliğini sağlar.
  • Hidrasyonu sağlar.
  • Cilt sağlığını korur.

Vücut Susuz Kaldığında;

  • Kafa karışıklığı
  • Kabızlık
  • Kabızlığa bağlı kilo artışı
  • Ağızda kuruluk
  • Kas güçsüzlüğü
  • Baş ağrısı
  • Aşırı sinirlilik
  • Düşük kan basıncı
  • Ateş
  • İdrar çıkışında azalma
  • Koyu renkli idrar görülür.

Yaz aylarında dikkat etmemiz gereken bir önemli konu ise elektrolit kaybıdır. Terleme ile birlikte vücutta sadece su kaybı gözlenmez su ile birlikte elektrolit kaybı da gözlenmektedir.

Terlemeye bağlı olarak vücutta sodyum, potasyum, klorür gibi elektrolitler atılır.

Elektrolitlerden zengin olan;

  • Ispanak
  • Muz
  • Avokado
  • Roka

Gibi  besinleri  tüketerek  elektrolit kaybının önüne geçebiliriz. Elektrolit kaybını önlemek adına kolaylıkla yapabileceğiniz bir diğer yöntem ise maden suyu tüketmektir. Günde 1-2 bardak  maden suyu tüketerek sıvı ve elektrolit dengesini düzenleyebilirsiniz.

Su Tüketimini Artırma Yolları:

Her zaman yanınızda su olmalıdır. Yanınızda bir su şişesi taşımak su içmenizi kolaylaştıracaktır.

Su tüketimini kolaylaştırmak adına suyunuza nane, limon, tarçın, karanfil gibi aromatik besinler ekleyebilirsiniz.

Su tüketimi dışında yaz aylarında su içeriği yüksek besinler tüketmek de sıvı alımınızı desteklemektedir. Bu besinler başında salatalık gelir. Salatalık düşük kaloriye sahip su oranı en yüksek besinlerden biridir. Bunu dışında ılımlı düzeyde karpuz, domates, kabak da tüketerek sıvı alımınızı destekleyebilirsiniz.

Sağlıklı bir bireyin günde en az 2-2.5 litre su içmesi gerekmektedir.

 

Haziran 3, 2024

Biorezonans ile kaygı bozukluğu giderme mümkün olup uzman kişilerce hizmet verilmektedir. İnsanlar doğanın bir parçasıdır ve doğada bulunan her varlık gibi insanların da içlerinde enerji frekansları bulunur. Vücutta bulunan enerji frekanslarında oluşan dengesizlikler sadece fiziksel değil aynı zamanda psikolojik rahatsızlıkların asıl kaynağıdır. Bu enerji frekanslarının düzeltilmesi biorezonans tedavisi ile mümkün olur.

Günümüz dünyasında pek çok insan hastanelerin psikiyatri servislerine kaygı bozukluğu şikayetleri ile başvurmaktadır. Gelecek kaygısı, stres, hayatta yaşanan olumsuz gelişmelerin olacağına dair kaygılar en fazla karşılaşılan şikayetler arasındadır.

Biorezonans tedavisinin etkisi yapılan araştırmalar ile kanıtlanmıştır. Biorezonans tedavisi uzmanlarının bulunduğu merkezde başta kaygı bozukluğu olmak üzere pek çok psikolojik rahatsızlığın tedavisi başarı ile gerçekleştirilir. Bu tedavinin tercih edilmesi ile birlikte kişi ilaç kullanma ihtiyacı yaşamaz. Aynı zamanda yan etkileri olmayan bu tedavi ile kişi normal hayatına terapilerden hemen sonra devam edebilir.

Biorezonans Nedir?

Biorezonans nedir bu tedavi yönteminin sonuçlarının olumlu olması ve çok sayıda hastalığın tedavisinde etkili olması ile araştırılmaktadır. Her insanın vücudunda yer alan enerji frekansları fiziksel ve psikolojik olarak sağlıklı yaşamaları için vardır. Enerji frekanslarının bozulması ile birlikte rahatsızlıklar kendini gösterir. Biorezonansın sadece tedavi değil aynı zamanda hastalıkların teşhisinde de kullanılması söz konusudur. Hastalıkların erken teşhis edilmesi ile birlikte tedavisi de daha hızlı ve etkili şekilde yapılabilir.

Vücutta bulunan enerji frekanslarının düzenlenmesi ile kişi kendini iyileştirmeye başlar. Bütüncül bir tedavi yöntemi olmasının yanında hızlı sonuç alınmasını sağlaması ile biorezonans hastalıkların tedavisinde etkilidir. Vücutta bulunan olumsuz enerjinin olumluya çevrilmesi ile terapi sonrasında kişi hızla kendini ruhsal açıdan iyi hissetmeye başlar. Adeta bilgisayara giren virüsün temizlenmesi gibi kişinin psikolojisinden de olumsuz enerjileri atar ve kaygı bozukluğu sorunu ortadan kalkar. Kaygı bozukluğu tedavisi biorezonans ile başarı ile yapılması mümkündür.

Biorezonans Kimlere Uygulanır?

Hastalıkların teşhisinde ve tedavisinde etkili olan biorezonans her yaş grubundan insan için uygundur. Baktığımız zaman kaygı bozukluğu sorununun ergenlerde, yetişkinlerde ve yaşlılarda yer alan bir rahatsızlık olduğunu söylemek mümkündür. Bunların tedavisinde biorezonans önemli role sahiptir. Kişinin kendini psikolojik olarak iyi hissetmediği sürekli bir kaygı durumu yaşadığı hallerde biorezonans tedavi merkezine başvurması yararlı olur. Bu testler ile kişinin kan değerlerini ölçmek mümkündür. Ardından uzman tarafından yapılan değerlendirme ile kaygı bozukluğu teşhisinin koyulması ve tedavisi için biorezonans terapileri uygulanır.

Biorezonans kimlere uygulanır incelendiğimizde başta kaygı bozukluğu olmak üzere stres, anksiyete, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu gibi çok sayıda psikolojik rahatsızlık için uygulandığını görmek mümkündür. Bunun yanı sıra kronik ağrılar nedeniyle kişinin psikolojisi de olumsuz etkilenebiliyor. Bu biorezonans terapileri kişilerin yaşadıkları kronik ağrılar, alerji gibi rahatsızlıkları da tedavi eder. Böylece kaygı bozukluğu yaşanmasına neden olan faktörleri ortadan kaldırmak mümkündür.

Biorezonans Faydaları Neler?

Biorezonans tedavisi uygulanması ile birlikte kişi fiziksel ve psikolojik olarak bir iyileşme hali yaşamaya başlar. Bu tedavi yöntemi her insanın özel olduğunu vurgular. Bunun yanı sıra tedavileri de uzmanlar ona özel planlar. Öncelikle kişiye çeşitli testler yapar. Ayrıca şikayetleri dinler ve ardından tedaviyi uygulamaya başlar. Biorezonans faydaları arasında ise şunlar yer alır:

  • İlaç kullanılmasına gerek olmadan tedavi olmak mümkün olur.
  • Tedavinin yan etkileri yoktur ve kişi terapiden çıktıktan hemen sonra normal hayatına devam eder.
  • Kişi terapiler ile enerji frekanslarının düzenlenmesi sayesinde ruhsal olarak kendini iyi hisseder.
  • Vücutta detoks etkisi oluşur ve kendi kendini yeniler. Olumsuz ve kötü enerjilerden kurtularak hayata olumlu şekilde bakmaya başlar.
  • Bağışıklık sistemi güçlü hale gelir ve kişinin sürekli yorgun ve halsiz hissetme durumu son bulur.

Biorezonans Nasıl Uygulanır?

Bakıldığı zaman biorezonans tedavisinin gün geçtikçe daha fazla tercih edilmesini sağlayan birçok etmen vardır. Bunlardan en önemli özellikleri arasında ağrı ve sızı hissedilmiyor olması yer alır. Ayrıca tedavi sırasında ilaç kullanılmasına gerek yoktur. Kişinin kendi kendini iyileştirmesine odaklı bu terapi için geliştirilen özel elektrotlar vardır. Terapi sırasında uzmanlar hastanın cildine elektrotlar yerleştirir. Bu elektrotlar hastadaki olumsuz ve bozuk enerjiyi toplar. Bu enerji düzenlenerek hastaya enerji geri yüklenir.

Terapileri uzmanlar, kişinin rahatsızlığına tedaviye cevap verme durumuna bağlı olarak planlar. Biorezonans ücretleri ve kaygı bozukluğu tedavisinde etkisi konusunda bilgi alabilirsiniz. Bunun için de merkezle iletişime geçebilirsiniz ve randevu alabilirsiniz.

Mayıs 24, 2024

Biorezonans Bağımlılık Güçlendirme

Biorezonans bağımlılık güçlendirme açısından oldukça önemlidir. Doğada yer alan her varlığın içinde elektromanyetik frekanslar vardır. Enerji olarak da adlandırılabilen bu frekanslar ayna teorisinden yola çıkılarak kötü olan enerjilerin iyi enerjiler ile yok edilebileceği düşünülmüştür. Yapılan araştırmalar ile biorezonans bağımlılık güçlendirme tedavisi geliştirilmiştir. Biorezonans kişinin vücudunda yer alan bozuk enerjiyi düzenler. Böylece kişinin vücudundaki yanlış enerji yok olur. Üstelik kişi sigara, alkol gibi bağımlılıklardan kurtulabilir.

Bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi, kişinin bağımlılıklarından kurtulması için ayrıca ilaç kullanılmasına gerek kalmaz. Bu biorezonans tedavisi ile kişi bağımlılıklarından kurtulması mümkündür. Sigara ve alkol bağımlılığı başta olmak üzere aynı zamanda kişinin aşırı kilo almasına neden olan yeme bozukluklarının giderilmesinde de biorezonans tedavisi etkili olur. Bu tedavi konusunda eğitimli uzmanların yer aldığı merkezdeki terapiler ile bağımlılıklardan kısa sürede kurtulmak mümkün olur.

Biorezonans Nedir?

Her insanın içinde bulunan enerjinin bozulması halinde çeşitli hastalıklar ortaya çıkar. Ayrıca sigara ve alkol kullanılması da enerjinin bozulmasına neden olur. Kişide bu maddelere karşı bir bağımlılık oluşur. Çoğu zaman kişilerin bu bağımlılıklardan tek başlarına kurtulmaları mümkün olmaz. Bu nedenle uzman desteği ve ilaç kullanımı gerekir. Biorezonans nedir incelediğimiz zaman ise ilaç kullanmadan bağımlılıklardan kurtulmayı sağlayan bir tedavi olduğunu görmemiz mümkündür.

Kişinin içinde bulunan enerjinin tekrar dengeye kavuşması, bozuk enerjinin yerine dengeli ve olumlu enerjinin yüklenmesi olarak biorezonansı tanımlayabiliriz. Bu tedavi ile sigara ve alkol bağımlılığından kurtulan kişilerin sayısı da hızla artmaya devam etmektedir. Sigara ve alkol bağımlılıkları için farklı tedavi yöntemleri de vardır. Biorezonansı diğer tedavilerden farklı kılan ise bağımlılığın tekrar başlama oranının diğerlerine göre oldukça düşük olmasıdır.

Biorezonans ile Bağımlılık Güçlendirme Kimlere Uygulanır?

Biorezonans ile bağımlılık güçlendirme kimlere uygulanır incelendiğinde bu anlamda desteğe ihtiyacı olan her yaştan insana güvenle uygulanabildiği görülür. Sigara ve alkol kullanmayı bırakmak isteyen kişiler içini uygun bir tedavi yöntemidir. Aynı zamanda bağışıklık sistemi zayıf olduğu için sık rahatsızlanan ve enfeksiyon geçiren kişilere de uzmanlar biorezonans tedavisini tavsiye etmektedir. Bunun yanı sıra sigara ve alkol bağımlılığı olan kişilerin de terapilerle bu maddelere olan ihtiyacından kurtulması mümkündür. İlk terapi sonrasında kişi artık yoksunluk hissi duymaz.

Biorezonans bağımlılık güçlendirme tedavisi ile kişi aynı zamanda vücudunda bir detoks etkisi hisseder. Sigara ve alkolün vücuda yüklediği toksinler uzaklaştırmak mümkündür. Böylece yoksunluk hissedilmediği gibi ayrıca vücut temizlenmeye ve kendi kendini yenilemeye başlar. Hangi yaşta olursa olsun bağımlılık problemleri olan kişiler için biorezonans tedavisi planlanabilir. Ayrıca bu tedaviler ile kişinin bağışıklığı güçlenir ve enfeksiyonlara karşı dayanıklılığı artar.

Biorezonans ile Bağımlılık Güçlendirme Faydaları Neler?

Sigara ve alkol gibi bağımlılıklar insan vücudunda pek çok olumsuz etkiye neden olur. Bu olumsuz etkilerden kurtulmak içinse uzun yıllar boyunca beklemeniz gerekebilir. Oysa biorezonans tedavisi ile vücutta oluşan hasar ve zararlar hızla yine vücudun kendisi tarafından iyileştirilmeye başlanır. Biorezonans ile bağımlılık güçlendirme faydaları arasında şunlar yer alır:

  • Acı ve ağrı hissetmeden bağımlılıklardan kurtulabilirsiniz.
  • İlaç kullanılmadan ve cerrahi müdahale olmadan bağımlılık biter.
  • Biorezonans detoks etkisi gösterir ve vücutta yer alan toksinleri atar.
  • Bağımlılıklara tekrar başlama isteği ortaya çıkmaz.
  • İlaç kullanmanıza gerek olmadığından farklı tedavi programları ile birlikte uzmanlar sizin için uygular.
  • Kişinin bağışıklık sistemi güçlü hale gelir ve enfeksiyon geçirme riski azalır.
  • Fiziksel ve ruhsal açıdan kişi kendini iyi hissetmeye başlar.

Biorezonans Nasıl Uygulanır?

İnsanların yaşadıkları rahatsızlıkların vücutlarında yer alan enerjide oluşan dengesizlikler ve bozulmalardan kaynaklı olduğu düşünebilirsiniz. Bu bozulmalar aynı zamanda bağımlılıkların da ortaya çıkmasına neden olur. Bağışıklık sistemi zayıflar ve vücut çok sayıda hastalığa karşı savunmasız bir hale gelir. Tüm bunların önlenmesini amaçlayan biorezonans tedavisi özel terapiler ile uygulanır. Uzmanlar özel elektrotları kişinin cildine yerleştirir ve bozuk enerji toplanır. Enerji düzenleme sonrasında kişinin vücuduna geri yüklenir. Yan etkisi olmayan bu tedavi sonrasında kişi normal hayatına rahatça devam edebilmektedir.

Enerjinin olumluya dönmesi ile kişinin vücudu kendi kendini yenilemeye ve iyileşmeye başlar. Bağımlılık güçlendirme ihtiyacı ve kişinin uygulanan tedaviye cevap verme durumu terapilerin sayısını belirler. Biorezonans ücretleri ve nasıl uygulandığı gibi konularda detaylı bilgiyi uzmanların olduğu merkezle iletişime geçerek alabilirsiniz. Güçlü bağışıklık sistemi ve sağlıklı bir yaşam için biorezonans tedavisinden yararlanabilirsiniz.

Nisan 3, 2024

İlişkilerde Ten Uyumu:

Gizli Bir Köprü İlişkiler, duygusal bağların yanı sıra fiziksel bir uyum ve çekim gerektirir. Bu fiziksel uyumun temel taşlarından biri de “ten uyumu” olarak bilinir.

Peki, ten uyumu nedir ve ilişkilerdeki önemi nedir? Ten uyumsuzluğu söz konusu olduğunda ne gibi adımlar atılabilir? Ten Uyumu Nedir?

Ten uyumu, iki insan arasındaki fiziksel çekim ve dokunma duygusunun karşılıklı olarak hoş ve tatmin edici olması durumudur. Bu, sadece cinsel çekimle sınırlı değildir; birbirine dokunmanın, sarılmanın ya da öpüşmenin verdiği duygusal ve fiziksel tatmin duygusunu da içerir. Ten uyumu, ilişkideki bireylerin birbirlerine dokunduklarında hissettikleri rahatlık ve memnuniyet seviyesiyle doğrudan ilişkilidir.

Ten Uyumsuzluğu ve Çözümleri Ten uyumsuzluğu, ilişkideki fiziksel çekimin azalması veya partnerler arasındaki dokunma duygusunun tatmin edici olmaması durumudur. Bu durum, ilişki içerisinde stres ve tatminsizliğe yol açabilir.

Ten uyumsuzluğunu gidermek için şu adımlar atılabilir:

  1. **İletişim**: Partnerinizle açık bir şekilde konuşmak, duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı paylaşmak önemlidir. Böylece, fiziksel ihtiyaçlar ve beklentiler hakkında karşılıklı anlayış sağlanabilir.
  2. **Deneme ve Keşfetme**: Farklı yakınlaşma yöntemleri deneyerek, hangi dokunuşların ve fiziksel yakınlaşmaların her iki taraf için de hoş olduğunu keşfedin.
  3. **Profesyonel Yardım**: Cinsel terapistler veya ilişki danışmanları, ten uyumsuzluğu konusunda çiftlere rehberlik edebilir ve uygun çözüm yolları sunabilir. Ten Uyumu ve İlişkilerdeki Önemi Ten uyumu, ilişkilerde güven ve yakınlığın temel taşlarından biridir. Fiziksel bağ, duygusal bağlantıyı güçlendirir ve çiftler arasındaki samimiyeti artırır. Ayrıca, sağlıklı bir cinsel yaşam için de ten uyumu büyük önem taşır. Çiftler arasında güçlü bir ten uyumu, ilişkinin genel mutluluğuna ve tatminine katkıda bulunur. Ten uyumu, ilişkilerin karmaşık yapısında çoğu zaman göz ardı edilen ancak önemli bir unsurdur. Bu fiziksel ve duygusal bağlantı, çiftlerin birbirlerine daha yakın hissetmelerini sağlar ve ilişkinin dayanıklılığını artırır. Dolayısıyla, ten uyumu ve uyumsuzluğu üzerine düşünmek, ilişkilerin sağlıklı ve mutlu bir şekilde ilerlemesi için önemlidir.
Şubat 29, 2024

 

 

Seçimler, demokrasinin temel taşlarından biridir ve bu süreçte bireylerin davranışları, toplumun sağlığı ve demokratik değerler açısından büyük önem taşır. Seçim psikolojisi, insanların karar verme süreçlerini anlamak ve bu süreci etkileyen faktörleri incelemek için önemli bir araştırma alanıdır.

 

İnsanlar, seçim yaparken genellikle duygusal ve mantıksal düşünceler arasında bir denge kurarlar. Bir ürün satın alırken veya bir adaya oy verirken, hem ürünün veya adayın mantıklı özelliklerini değerlendirirken hem de duygusal olarak nasıl hissettiklerini dikkate alınır. Bu süreçte, beynin çeşitli bölgeleri etkileşim halindedir; prefrontal korteks mantıksal düşünceleri düzenlerken, amigdala duygusal tepkileri kontrol eder.

 

Ancak, seçim süreci sadece bireysel değil, aynı zamanda sosyal etkileşimlerle de şekillenir. Çevremizdeki insanların görüşleri, toplumsal normlar ve beklentiler, kararlarımızı etkiler. Bu nedenle, seçimlerde sosyal etkileşimleri ve toplumsal dinamikleri göz ardı etmemek önemli.

 

Önyargılar da seçim sürecinde etkili olur. Bilinçaltımızdaki ön yargılar, kararlarımızı farkında olmadan etkiler. Bu nedenle, önyargılarımızı fark etmek ve ele almak, daha bilinçli kararlar almamıza yardımcı olur.

 

Seçim dönemlerinde, bireylerin demokratik sorumluluklarına uygun davranmaları önemlidir. Bilgi edinme, katılım, saygı ve hoşgörü, doğru bilgi paylaşımı, aktif tartışma ve seçim sonuçlarına saygı gösterme, sağlıklı bir seçim sürecinin ve demokratik değerlerin korunmasına yardımcı olur.

 

Seçimler, toplumun geleceğini belirleyen önemli bir süreçtir. Seçim dönemlerinde bilinçli ve sorumlu davranarak demokrasinin güçlenmesine katkıda bulunmak hepimizin vatani sorumluluğu sayılır.

YAZAR :

https://www.demo.beyondpsikoloji.com.tr/psikolog/psikolojik-danisman-caner-tanriverdi-psikolog/

Kasım 28, 2023

Ergenlik Dönemi Depresyonu

Ergenlik dönemi, ergenlerde depresyon çocukluktan yetişkinliğe geçilen bir basamak gibidir. Ergen ne çocuktur ne de yetişkin. Bu nedenle kimlik çatışmalarının yaşandığı, sancılı bir ara dönemdir. Hem fiziksel, hem duygusal, hem de sosyal geçişler deneyimlenir.

Depresyon ergenler de , çocuklardan farklı olarak;

  • Ergenlerde depresyonda suçluluk duygusu görülür
  • Ümitsizlik ve mutsuzluk
  • Hayattan zevk almama
  • Zihinsel ve bedensel durgunluk
  • Yoğun uyku hissi
  • İç sıkıntısı ve huzursuzluk
  • Dikkat toplamada güçlük çekme
  • İnsanlara sığınma veya onlardan kaçış
  • Okul başarısında düşme
  • İştahsızlık
  • Ümitsizlik
  • İntihar düşünceleri
  • Zararlı alışkanlıklara yönelim (sigara, alkol, madde)
  • Kavgacı tavırlar, saldırganlık
  • Sosyal ilişkilerde azalma ve sorunlar görülebilir,

 

 

Ergenlerde Anksiyete Bozuklukları

Ergenlerde kaygı, batan sinir uçları, gergin veya rahatsız edici hisler, hatta mide de kelebeklerin uçuşması olarak tanımlanmıştır. Tehlikeli veya stresli durumlarla karşılaştığında herkes endişeli hisseder. Kaygı zor durumlara karşı normal bir tepkidir. Fakat ergenlerde bu görüş daha farklı ele alınmalıdır. Özellikle ergenlerde kaygıya sebep olan en büyük faktörler, büyük bir sınava hazırlanmak, evde bulunan ebeveynlerden birinin sağlık problemi veya yaşanan şiddet olayına tanık olma gibi benzeri genel stres kaynaklarının üstesinden gelememektir.

 

  • Açıklanamayan patlamalar, konsantrasyon bozukluğu, sürekli olarak sinirli ve gergin hissetme
  • Ders dışı etkinliklerden kaçınma, akran grubundan kendini izole etme ve yalnız başına zaman geçirme
  • Migren, sindirim problemleri, aşırı yorgunluk
  • Yeme alışkanlıklarındaki değişiklikler
  • Uyku problemleri
  • Okuldan kaçınma, notlarında düşüş, cevapsız bırakılan ödevler, ödevleri erteleme gibi değişiklikler gözlemleyebilirsiniz

 

Gençlerde Yaygın Olarak Görülen Anksiyete Türleri

Genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu: Konsantre olmada güçlük, kolayca yorulma, sinirli ya da huzursuz hissetme, uyku sorunları yaşama ve daha fazlasıyla kendini gösterir. Genelleştirilmiş anksiyete bozukluğu, bir gencin günlük yaşamını etkileyen tutarlı, uzun süreli kaygı duygularını içerir.

Sosyal anksiyete bozukluğu: Kolayca utanmak, kızarmak, başkalarıyla konuşmakta, göz teması kurmakta ya da iletişim kurmakta zorlanmak ile kendini gösterir.

Panik bozukluğu: Belirtiler, tekrarlayan, beklenmedik aşırı korku duyguları, hızlı kalp atışı, baş dönmesi, titreme, nefes darlığını içerebilir. Bunlar, ortamlarındaki belirli bir tetikleyiciden ya da beklenmedik şekilde ortaya çıkabilir.

Spesifik fobiler: Gerçekten tehlikeli olmayan belirli şeyler ya da durumlar hakkında yoğun korkuları içerir; köpekler, yükseklikler, uçmak gibi… Gençlerin ölüm, derin su ve diğer birçok şeye karşı fobileri olabilir.

Obsesif-kompulsif bozukluk (OKB):  Kaygının bir kısmını hafifletmek için kontrol edilemeyen obsesif düşüncelere ya da zorlayıcı davranışları tamamlama dürtüsüne sahip olmak.

 

 

Ergenlerde Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu

İlk belirtilerini çocukluk döneminde gösteren, kişinin davranışlarını, duygularını ve dikkatini düzenlemeyle ilgili sorunlar ve zorlukların olmasıdır. İlk belirtiler çocuklukta ortaya çıkar. Genelde fark edilmeyen sorunlar ise ilkokul döneminde ortaya çıkar. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, sadece çocukluğa özgü bir bozukluk gibi düşünülse de ergenlikte sorunların çözüldüğüne inanılmıştır. Ama araştırmalar daha sonra bunun böyle olmadığını, problemin çocuklukta ve daha ilerleyen dönemde büyük oranda devam ettiğini, ancak şekil değiştirdiğini ortaya koymuştur.

 

Ergenlerde dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğunun belirtileri şöyledir;

Daha yoğun kimlik bocalamaları; ani tepki göstermeleri, düşünmeden karar alıp uygulamaya çalışma, kolay öfkelenmeleri, uzun süre dikkatlerini toplayamamaları, anne baba ve öğretmenlerin tepkilerinde artış, benlik saygısında düşüş, geleceğe yönelik umutlarda zedelenme. Bu dönemde depresyon ve kaygı bozuklukları ortaya çıkabilir ve bu durum dikkat ve davranış sorunlarını artırabilir.

 

 

Ergenlerde Obsesif Kompulsif Bozukluklar

OKB, genellikle ergenlik çağında veya genç yetişkinlik döneminde başlamakla birlikte her 200 çocuk ve ergenden birinde görülmektedir. Fark edilmesi zor olduğu için veya çocuklar bu sorunu daha çok ebeveynlerin dikkatini çekmeyecek şekilde içsel takıntılar şeklinde yaşıyor olduklarından, çocuklarda ve ergenlerde OKB’nin aslında daha yüksek oranlarda olduğunu söyleyebiliriz.

 

Obsesif kompulsif bozukluğun 4 çeşit semptom örüntüsü vardır:
  1. En sık görülenibulaşma obsesyonudur. Bunu yıkama, yıkanma, temizleme ya da bulaşık olduğu düşünülen nesneden kompulsif kaçınmaizler.).
  2. En sık gözlenen ikincisi kuşku obsesyonudur. Bunu kontrol etme kompulsiyonuizler.
  3. En sık görülen üçüncü örüntü; birkompulsiyon olmaksızın, zihne yerleşen obsesyonel düşüncelerin taşınmasıdır. Bu obsesyonlar genellikle cinsel ya da saldırgan bir eylemle ilişkili yineleyici düşüncelerdir ve hasta bu düşüncelerinden ötürü kendi kendini kınamaktadır.
  4. En sık görülen dördüncü örüntü, simetri obsesyonudur. Bunu yavaşlama kompulsiyonu izler. Bu hastaların bir yemek yemeleri, traş olmaları saatler alır

 

Daha büyük yaştaki çocuklar veya ergenler mikrop, AIDS ve yemeklerden hastalık kapacaklarına inanabilirler. Bu tip çocuklar bu kaygılarıyla baş etmek için kendilerince rahatlatıcı ritüeller ve ayinler (sürekli tekrar edilen davranışlar, sürekli el yıkama, sayı sayma, dua okuma gibi) düzenleyebilirler. Bu tekrar eden davranışlar sonucunda başlarına gelecek kötü şeyleri kovduklarına inanırlar.

Çocuk ve ergenler genellikle sahip oldukları takıntılardan ötürü utanç duygusu içindedirler. Birçoğu insanların onlar hakkında deli diye düşünecekleri korkusuyla düşüncelerini ve davranışlarını göstermekten kaçınmaya çalışırlar.

 

 

Ergenlik Döneminde Sınav Kaygısı

Sınav kaygısı; öncesinde öğrenilen bilginin sınav sırasında etkili bir biçimde kullanılmasına engel olan ve başarının düşmesine yol açan yoğun kaygı olarak tanımlanır.

Gerçekçi olmayan düşünce biçimlerine sahip olmak kaygının oluşmasında en önemli süreçlerdir. Bunaltıya eğilimli kişilik yapısı (mükemmeliyetçi, rekabetçi) olanlarda daha sık görülür. Sosyal çevrenin beklentileri ve  aile baskısı da önemli bir etkendir.

 

Sınav kaygısının belirtileri;


Huzursuzluk, endişe, tedirginlik, sıkıntı, başarısızlık korkusu, çalışmaya isteksizlik, mide bulantısı, taşikardi, titreme, ağız kuruluğu, iç sıkıntısı, terleme, uyku düzeninde bozukluklar, karın ağrıları vs. bedensel yakınmalar, dikkat ve konsantrasyonda bozulma, kendine güvende azalma, yetersiz ve değersiz görme sık görülen belirtilerdir.

 

Düşünce ve inançları sorgulamak, Nefes alma egzersizleri, Gevşeme egzersizleri, Kaygıyı bastırmaya değil, onu kabul etmeye ve tanımaya çalışmak, Düşünceleri durdurma tekniği, Dikkatini başka noktalara odaklama tekniği kullanılabilecek başa çıkma yollarıdır.

 

Ayrıca ergenlerde oluşan “Hayatta başarılı ve mutlu olabilmek için sınavı kazanmaktan başka yol yoktur, Mutlaka kazanmalıyım, yetersizim, hiçbir şey yapamayacağım” gibi düşüncelerinin değişmesi amaçlanan başlıca inançlardır.

 

 

Ergenlerde Davranım Problemleri

Zaman içinde giderek ilerleyen, genellikle saldırganlık ve başkalarının haklarının ihlal edilmesi ile karakterize davranış kalıpları davranım bozukluğu olarak isimlendirilir. Yıkıcı davranışlar sergileyen çocuk ve ergenlerin ileride erişkin antisosyal kişilik bozukluğu geliştirmeleri yüksek olasılıktır.

Genetik özellikler, mizaç, öğrenme ve psikolojik durum yıkıcı davranışların kalıcı olmasında rol oynarlar. Aşırı derecede sert ve cezalandırıcı ebeveyn yanında büyümek, çocukluk çağında fiziksel veya cinsel istismara uğramak, ailenin çocuğu ihmali ya da duygusal istismarı ergenlerde davranım bozukluğunu tetiklemektedir. Son yıllarda televizyon, video ve bilgisayar oyunlardaki şiddetin de önemli bir etken olabileceğine işaret edilmektedir. Zayıf anne baba denetimi de davranım bozukluğunda bir risk faktörüdür.

 

Davranım bozukluğunda dört kategori vardır.

1)Fiziksel saldırganlık veya insanlara zarar verme tehdidinde bulunma.

2)Kendisinin ya da başkasının malına zarar verme.

3)Hırsızlık ya da dolandırıcılık.

4)Yaşına göre uyması gereken kuralları çiğneme.

 

Aşağıdaki davranışlardan en az 3’ ü çocuğunuzda bulunuyorsa davranım bozukluğu düşünülür. Bu durumda mutlaka bir uzmandan yardım almalısınız.

  • Sıklıkla zorbalık edip, başkalarını korkutuyorsa.
  • Akranlarıyla sık kavga ediyorsa.
  • Sopa, taş, çakı, cam parçası gibi başkalarına zarar verebilecek araç ve gereçleri kavga sırasında kullanıyorsa.
  • İnsanlara ve hayvanlara acımasız davranıyor, onların canını yakmaktan zevk alıyorsa.
  • Kuralları sık sık bozarak kendine ve çevreye zarar verecek ihlallerde bulunuyorsa.
  • Sık sık okuldan kaçıyorsa.
  • Kendine çıkar amacı güden yalan alışkanlığı varsa.
  • Yaş dönemine uygun olmayan cinsel aktivitelere girip, özellikle başka birini cinsel etkinlikte bulunmaya zorlamışsa.
  • Başkalarının malına ve mülküne isteyerek zarar veriyorsa.
  • Başkaları görmeden değerli eşyaları çalıyorsa.
  • Kapkaç, tehdit gibi eylemlerle zorla hırsızlıkta bulunuyorsa.
  • Ailesi izin vermemesine rağmen 13 yaşından önce geceyi dışarıda geçiriyorsa.
  • En az iki gece evden kaçmış ya da bir kez uzun süre geri dönmemişse.

 

 

Ergenlerde Madde Kullanımı ve Bağımlılığı

Ergenler, kimlik kazanma, yenilik arama, farklı yaşantıları deneme konusundaki merakları, beklide kendileri keşfetme ve yaşam arzuları nedeniyle, madde kullanmaya başlama açısından önemli bir risk grubunu oluşturur. Çeşitli maddelere başlama yaşının genellikle gençlik yılları içinde yer alması, bu sorunun aynı zamanda bir gençlik çağı sorunu olarak ele alınmasını gerektirmektedir. Birçok ülkede gençler arasında sigara, alkol ve diğer maddelerin kullanımı, kazalar, intihar, şiddet, istenmeyen gebelikler, cinsel yolla bulaşan hastalık riskini artırmaktadır.  Bu nedenle özellikle ergenlerde madde kullanımı ve bağımlılığı üzerinde durulmalıdır.

 

Ergenin madde kullanımına başlamasında arkadaş grubunun etkisi büyüktür. Arkadaşlarının madde kullanması, arkadaş grubu içinde statü kazanma, arkadaş grubunun madde kullanımı ile ilgili tutum ve algıları bu konuda belirleyici rol oynamaktadır.

Ebeveynlerin ergen üzerindeki rol modeli de madde kullanımında önemli diğer bir faktördür. Tutarlı sınırların olmadığı, aile üyelerinin sağlıklı bir iletişimde bulunmadığı, aile içi şiddet ve istismarın bulunduğu, ebeveynlerin de alkol ve madde kullandığı bir ailede yetişen ergenin madde kullanım riski çok yüksektir.

Çocukluk döneminde şiddet içerikli davranışlar sergileyen, öfkeli, sinirli, aşırı utangaç, isyankâr kişilik özellikleri gösteren, okulda başarısız olan, derslerinde zorlanan, öğretmenleri ve okulla diyalogu zayıf olan çocukların da madde kullanımına açık oldukları yapılan araştırmalarda gösterilmiştir.

 

Ergenlikte madde kullanım spektrumu 4 evreden oluşan bir süreklilik gösterir. 

İlk evre : ergenin kimyasal bir madde kullandığı zaman duygu durumda değişiklikler olduğunu keşfetmesidir. Bu evre maddeleri deneme ve araştırma evresidir. Bu deneme birçok ergen için ikinci evreye yol açar.

İkinci evre: ergenin özellikle sosyal ortamlarda, madde kullanımı ile duygu durumundaki değişiklikleri sağlamaya devam etme evresidir. Ergenin bu davranışı kendi gibi duygu durumunda dalgalanmalar oluşmasını isteyen akranları ile birlikte ortaya çıkar. Bu evre sosyal içicilik olarak tanımlanabilir.

  1. evre ergende madde kötüye kullanımı geliştiği anlamına gelmektedir. Bundan sonra bağımlılık gelişme olasılığı artmaktadır. Bu evredeki herhangi bir madde kullanımı kendi kendine tedavi olarak kabul edilebilir. Anksiyete ve gerilimden kurtulmak veya yalnızca eğlenmek amacı ile madde kullanılır.

4.evre gencin yaşamını devam ettirebilmesi için bir kimyasal maddeye bağımlı olduğu evredir. Ergen bu evrede maddelerle oluşan duygu durum dalgalanmaları şeklindeki yaşantının tekrarlanması için duyduğu kuvvetli bir istekle madde kullanır.

 

 

Ergenlikte Aile İçi İletişim

Ergenlik dönemi pek çok değişimin aynı anda yaşandığı gelişim ve büyüme sürecidir. Çocuk açısından hem baş edilmesi gereken gelişim görevlerini ve deneyimle zenginleştiği bir süreci ifade eder. Ergenlik döneminde yaşanan değişimler sadece çocuk açısından değil anne baba açısından da uyum gerektirir.

 

Ebeveynin ergenin hangi ihtiyaç basamağında olduğunu fark ederek onun ihtiyacını karşılamaya yönelik tutum ve davranışları ile çocuğa güven verdiği, dinleme-anlama-anlatabilme döngüsü üzerinden karşılıklı olarak birbirleriyle diyalog kurabildiği ve birbirlerine beden dillerini doğru kullanabildikleri bir etkileşim sürecidir.

 

Ergenlik döneminde ailelerin birçoğu “Çocuğumuz bizimle hiçbir şeyi paylaşmıyor, gizliyor.”; çocukların çoğu da “Aileme anlattığım zaman beni dinlemiyorlar, ne söylesem hemen tepki veriyor, beni anlamıyorlar ben de hiçbir şeyi anlatmıyorum.” cümlelerini kurmaya başlayabiliyor. Bir ergenle iletişim kurarken, onun gerçekliklerini dikkate almak son derece önemlidir. Çocuğun davranışları sorun olarak kodlandığında, daha kaygılı ve telaşlı tepkiler verme eğilimimiz artar; oysa ihtiyacın ne olduğunu fark edip davranışı doğru okuyabilirsek daha sakin ve kontrollü tepkiler verebiliriz. Kontrolünü ve kararlılığını kolay kaybeden insanların en doğal ilişkilerinde bile krizler çıkma olasılığı daha yüksektir.

 

 

Ergenlerde Travma ve Yas

Ergenler, hayatlarında olumsuz değişikliklere neden olan olaylardan değişik derecelerde etkilenmektedirler. Aynı olaydan bazılarının daha çok, bazılarının daha az etkilenmesi birçok nedene bağlıdır. Bu nedenler arasında yaş, olaya uzaklık, kişilik yapısı, destek sistemleri gibi etmenlerin yanında, gencin olaya yönelik algı ve yorumları da çok önemlidir.

 

Ergenlikte  travmaya bağlı çok çeşitli davranışlar gözlenebilir.

Bunlar arasında; uyku bozuklukları, kabuslar, uykuda ya da günlük hayatında geriye dönüşler (altına kaçırma gibi), kıpır kıpır, huzursuz olma, uykulu, donuk olma, yalnız kalma isteği, her fırsatta ağlama, tanıdığı nesnelere aşırı bağlanma, değişiklikle baş etmede zorlanma, anne-babayla olan ilişkilerde farklılık, kardeşlerle olan ilişkilerin daha olumsuz olması, kavgaların artması, travmatik olayla ilgili takıntılı düşünceler geliştirme, olayın tekrarlanacağı endişesi, başkalarının gereksinimlerini aşırı derecede önemseme, okul başarısında düşüş, dikkatte azalma, doyumsuz olma, küçük olaylara aşırı tepkiler verme vb.

 

Ergenlikte Yas Tepkileri

Çocukken yası tutulmamış her kayıp ergenlikle birlikte yoğun öfke ve suçluluk duygularına neden olurken bir yandan da fizyolojik ve biyolojik değişimlerin etkisiyle ergen kendisini çok savunmasız ve çaresiz hissedebilir. Ergenler, sevdikleri bir yakınlarını ya da tanıdıklarını kaybettiklerinde çoğu zaman dışarıdan etkilenmiyor gibi görünse de içlerinde büyük bir karmaşa yaşar.

 

 

 

Ergenlikte genellikle gözlenen yas aşamaları şunlardır:

Reddetmek: Ergen, kaybettiği yakınını bir daha göremeyeceğini aklına getirmek istemez; kabullenemez. Kaybettiği kişiyle alakalı hayaller kurabilir, tekrar geri geleceğini umut edebilir.

Öfke: Kişi, yaşadığı olayın geriye dönüşü olmadığını ve hayatının farklı bir şekilde yapılanmaya başladığını fark ettikten sonra hem duruma hem de kaybettiği kişiye karşı öfke duymaya başlar.

Hüzün: Kişi, kaybı için büyük bir üzüntü duymaya başlar. Bu üzüntü hem kaybettiği kişi için hem de kendinde yaşadığı eksiklik içindir.

Alışma ve ileriye yönelme: Genç-çocuk, kaybını artık içine sindirmiş ve hayatını o kişi olmadan yapılandırmaya başlamıştır. Düşünceleri daha çok geleceğe yöneliktir.

 

 

Ergenlerde İntihar

İntihar, insanın öz benliğine yönelmiş bir saldırganlık ve yok etme eylemi olup, bireyin yaşamına istemli olarak son vermesidir. İntihar girişimi olan ergenlerin %90’ı bir psikiyatrik tanı almaktadır. Bu tanılar sıklıkla duygu durum ve/veya alkol veya madde kullanımıdır.

 

Yapılan çalışmalar, intihar olgularının çoğunda depresyon, alkol bağımlılığı ve şizofreni gibi bir psikiyatrik bozukluğun olduğunu göstermektedir. İntihar girişiminde bulunan olguların çoğunda birinci derece akrabalarında afektif bozukluk, alkol bağımlılığı, antisosyal kişilik bozukluğu gibi psikiyatrik tanıların olduğunu belirten çalışmalar bulunmaktadır.

İntiharda risk faktörleri araştırıldığında yalnız yaşama, boşanmış olma, sosyal desteğin düşük olması gibi faktörler saptanmıştır.

 

İntihar riskinin yüksek olabileceğini gösteren durumlar şöyledir:

  • Depresyonda olan bir hastada ağır bunaltı, umutsuzluk, çaresizlik, suçluluk duygularının olması,
  • Daha önce başarısız olan intihar girişimlerinin olması,
  • Hastanın ölmek isteğini belirtmesi,
  • Alkol bağımlılarında iş yitimi, aileden ayrılma ve yalnızlık durumları,
  • Şizofreniklerde intihar riskini belirleyen etkenler açık değildir.
  • Postpsikotik depresyon riski yükseltebilir.

https://www.demo.beyondpsikoloji.com.tr/psikolog/psikolojik-danisman-caner-tanriverdi-psikolog/